Yaşlanan deride, esnekliğini ve diriliğini sağlayan maddelerde kayıplar yaşanır. Bunun sonucunda da sarkmalar, kırışıklıklar, renginde matlaşma gibi pek çok değişim gözlenir. Bunların temelinde derinin elastikiyetinden ve diriliğinden sorunlu olan kollagen kayıpları önemli rol oynar. Yaşlanmayı tümüyle durdurmak imkansız olsa da yavaşlatmak hatta biraz geri dönmeyi amaçlayan anti-aging uygulamaları her geçen gün yeni imkanlar sunmaktadır. Bunların bir kısmı yeni keşiflerden oluşsa da bir kısmı da eskiden beri kullanılan bazı ürünlerin yeni kullanım alanlarının fark edilmesine bağlı olarak sürekli kullanıma sunulmaktadır.
Hyaluronik asit oldukça uzun zamandır deride hacim kayıplarının tamamlanması ya da dudak gibi ekstra hacim katılmak istenen noktalara başarıyla uygulanabilen bir üründür. Kollagenin üretiminde temel maddelerden olan hyaluronik asit de deride yaşlanmaya paralel olarak, yağ doku gibi eksilmektedir. Bu eksilmeyi tamamlamak için kullanılacak hyaluronik asit hayvansal olmayan kaynaklardan, yüksek saflık oranları ile üretilebildiği için, sorunsuzca ve güvenle kullanılmaktadır. Deride kollagenin üretimine katkısı dışında, derinin nemini sağlayan önemli bir maddedir. Hücre hasarına bağlı olarak doku yaşlanmasının nedenlerinden olan serbest radikallere karşı da antioksidan görevi görmektedir.
Dolgu amaçlı olarak kullanılan hyaluronik asitle aynı maddeyi içermekle birlikte, dolgudaki gibi kalıcılığı sağlamayı hedefleyen ve tutunmayı sağlayan çapraz bağ yapısı bulunmamakta ya da çok az miktarda bulunmaktadır. Tüm anti aging amaçlı olarak yapılan uygulamalarda olduğu gibi, ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi sonuçlar elde edilebilmektedir.
Otuzlu yaşlardan hemen sonra başlanan uygulamalar, ileriki yaşlarda ortaya çıkabilecek pek çok yaşlanma etkini de engelleyebilecektir. İleriki yaşlara bırakıldığında ise daha sınırlı sonuçlar sağlayabilecek ve daha güçlü etki için çok sayıda seans ve ek uygulamalar gerekebilecektir.
Yüzün tamamında, dekolte, el üstü gibi alanlarda, yaşa ve ihtiyaca yönelik olarak ortalama 15 günde bir seanslar uygulanmakta, gerekirse PRP, mezolifting gibi yöntemlerle desteklenerek çok iyi sonuçlar sağlanabilmektedir. Derinin yapısal olarak iyileşmesini sağlayan tedavi süreci uyarıldıktan sonra asıl hedef olan 3-6 aya kadar yapılanma devam etmektedir. Çok kuru ciltlerde yoğun nemlendirici kullanımına karşın ulaşılamayan nemlenmeyi, daha kolay ve uzun süreli olarak sağlayabilmektedir. Uygulamada seanslar sonrası özellikle hacim kaybı oluşmuş alanlarda, kalıcılığı daha yüksek olan yapıdaki formları kullanılarak etki süresi uzatılabilmektedir.
Bu uygulamalara günümüzde ‘IAL sistem-gençlik aşısı’, PRP ile kombine kullanımı ile ‘vampir facelift’ gibi adlar da verilmiştir. Yeniden popülaritesi yükselen uygulamaları, belli aralıklar ile tekrarlamak önerilmektedir. Bu sayede deride uzun yıllar boyunca, yaşlanmaya ait etkilerin ötelenmesi mümkün olacaktır.
Lokal anestezik krem ile kolaylıkla uygulanabilen küçük enjeksiyonlara bağlı olarak geçici olarak görülen olası morluk dışında kayda değer sorun bulunmamaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder